DUYURULAR
2008-2009 ÖĞRETİM YILI
ANKET
Antalya Hava Durumu
Sitemizden haberiniz olsun
REHBERLİK SERVİSİ
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA “Dehanın %99 u ter %1 i ilhamdır.” Thomas EDİSON Niçin Ders Çalışmalıyım? Çalışmanın benim için ne kadar önemli olduğunu biliyorum, ama çalışamıyorum. O kadar çok sıkılıyorum ki içimden hiç ders çalışmak gelmiyor. Derse çok istekli başlasam da kısa zamanda usanıyorum Ders çalışırken gerektiği gibi yoğunlaşamıyorum. Bu ve buna benzer sorunlar pek çok öğrencinin ders çalışmasına engel oluşturur. Peki ders çalışma sorunlarının belirgin sebepleri nelerdir? Küçük yaştan itibaren çalışma alışkanlığının olmaması Yanlış çalışma alışkanlığı Temel bilgi eksikliğinden dolayı dersleri anlamama Ailenin çocukla sağlıklı iletişim kuramaması vs. Şimdi de yanlış çalışma alışkanlıklarına kısaca bir bakalım. Amaçsız çalışma Plansız ve programsız çalışma Evin değişik yerlerinde çalışma Kaynaklardan yararlanmama Derslerden korkma, anlayamadığı dersleri bırakma Başarılı insanların ortak özellikleri nelerdir? Kendini tanıma özelliği Durumu değerlendirme özelliği Zamanı iyi kullanma Amacı belirleme Dinleme ve gözleme Susmasını bilme Yardım isteme “İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliği gösterir, paydası da kendisini ne zannetiğini; payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.” Tolstoy Verimli ders çalışma nedir? Çevrenizin sizden genel beklentisi, dersinize çok çalışıp başarılı olması yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, yeterince çalışmamak olarak görülür. Oysa gerekli olan, bilinçsizce çalışmak değil, verimli ders çalışma yollarını öğrenip bunlardan yararlanmaktadır. Verimli çalışmanın amacı nedir? Her birey birbirinden farklı öğrenme özellikleri gösteriri. Bu nedenle her öğrenci kendi kapasitesine uygun çalışma yöntemleri belirleyip, programlı öğrenmeyi amaç edinmelidir. Verimli ders çalışma alışkanlığı nasıl kazanılır? Öncelikle ders çalışmaya karşı tutumunuzu alışkanlıklarınızı gözden geçirin, daha sonra yanlış davranışlarınızı saptayıp ortadan kaldırmaya çalışın. Ders çalışma süreniz diğer faaliyetlerinizi de göz önünde bulundurarak belirleyin; çalışılması gereken konuları içeren etkin bir program hazırlayın. Çalışacağınız dersleri planlarken, okuma yolu ile öğrenilecek tarih,edebiyat,biyoloji gibi derslere çalışmanın başında yer vermek daha uygundur. Çalışmanın başında beyni yormamak için sözel dersleri çalışmak daha yararlıdır. Ders çalışmaya eve gider gitmez değil, mutlaka dinlendikten sonra başlayın. Sözel derslerin ardından bir sayısal dersini çalışılması, öğrenmede kolaylık sağlar. Sizin için verimli olan saatleri, kolayca anlayabileceğiniz derslere ayırmak yanlıştır. Verimli saatlerinizi, zorladığınız konulara ve acil olanlara ayırmanız büyük önem taşır. Verimli ders çalışmada en yararlı sürelerin birer saatlik süreler olduğunu söylenebilir. Örneğin. 45 dakikalık çalışmadan sonra 5 dakikalık tekrar yapmak, çalışmanın bitiminde ise 10 dakikalık dinlenme zamanı ayırmak gereklidir. Sayısal sizin için kolay, sözel zor ise; önceliği sözel derslere verin. Ders çalışma süreci içinde zor öğrenilen derslere daha çok zaman ayrılmalıdır. Çalışma zamanı ise yavaş yavaş artırılmalıdır. Çalışma sırasında kendinize küçük ödüller koymanız sizi motive edecektir. İlgi ve dikkatiniz azaldığında çalışmanızı bitirince, hoşlandığınız bir işi yaparak kendiniz ödüllendireceğinize dair söz verin. Örneğin “ çalıştığım bölümü bitirince, bir meyve yiyeceğim.” Veya “ Şu iç sayfayı bitirmeden TV seyretmeyeceğim” gibi Oturma yerinin ders çalışmaya uygun olması gerekir. Çalıştığınız dersle ilgili olarak, sınavda çıkabilecek soruları tahmin etmeye çalışın. Çalışmaya başlamadan önce gerekli araç ve gereçleri hazırlayın. Ders başından gerekli araçları almak için kalktığınızda, aynı noktadan tekrar çalışmaya başlayamazsınız. Öğrendiklerinizin kendi kelime ve cümlelerimizle ifade etmemiz öğrenmeye aktif olarak katılmayı ve daha etkin öğrenmeyi sağlar. Aynı türden dersleri art arda çalışmak yerine, işlem yapmayı gerektiren derslerden sonraokumaya yönelik dersler çalışılmak verimli çalışmanın en önemli unsurlarından birisidir. Kendinizi Ders Çalışmaya Nasıl Hazırlayabilirsiniz? Öğrenmeye karşı negatif tutum sahibi kişiler, hızlı, kalıcı ve kolay bir şekilde öğrenemezler. Aynı şekilde hızlı,kolay ve kalıcı öğrenemeyen, bu teknikleri bilmeyen kişilerde öğrenmeyi sevmeyecektir. Öğrenmeyi öğrenmede önce tavır sorunu daha sonrada teknik sorun çözülmelidir. Önce öğrenmeye karşı bakış açınızı değiştirmelisiniz. Başarılı öğrenme %50 moral durumuna, %50 teknik yeterliliğe bağlıdır. Teknik, nasıl öğreneceğini bilmek, öğrenmeyi öğrenmiş olmak demektir. Motivasyon ise, o konuyu bilme isteği duyma ve okuma anında, içinde bulunulan duygusal durumun öğrenmeye uygun olmasıdır. Çalışmaya Başlamadan Önce; Hangi konuya ne kadar çalışacağınızı tespit edin. Konunun ilişkili olduğu çerçeveyi tespit edin. Çalışacağınız konuya birkaç saniye göz atın. Çalışacağınız konu ile ilgili sorular oluşturun “Bu konunun benim için önemi ne?” sorusunu kendinize sorun Öğrenirken eğlenmenizi sağlayacak şeyler yapın. Çünkü insan, haz aldığı şeyi tekrar yapar. Yeterince uyumuş olmaya özen gösterin. Çalışmaya başlamadan önce 5 defa derin nefes alın. Masada çalışı. Asla yatakta, kanepede çalışmayın. Bu durum uykunuzu getirir ve si buna koşullandığınızda çalışırken uyuma ihtimaliniz artar. Işığın önce gözünüze değil,kitabınızın sayfasına vuracak bir açıda oturun. Omurganızı dik tutacak şekilde sandalyede pozisyon alın. Çünkü, omuzlarınız çökmeye başladıkça, hayat enerjinizde azalmaya başlayacaktır. Bazen beyniniz uyuşuk haldedir. Bu durumda şekerli içecekler alın. Çay ,,meyve suyu gibi. KONSANTRASYON Konsantrasyon, bir konuya zihinsel olarak belli bir süre odaklanabilmektir. Günlük hayatta yaptığımız her eylem belirli ölçüde konsantrasyon gerektirmektedir. Ders çalışmak, sınavlara hazırlanmak ya da bir oyun oynamak belirli ölçüde konsantrasyon gerektirir.çeşitli işlerdeki konsantrayonumuz ise o işe ilişkin olarak ilgimize, becerimize, atfettiğimiz öneme göre değişir. İlgi duyduğumuz, becerebildiğimiz işlere daha rahat konsantre olabilirken,yapmaktan hoşlanmadığımız şeylere yönelik konsantrasyonumuz daha düşüktür. Herkesin ilgi alanlarına göre farklı konsantrasyon düzeyleri vardır. Konsantrasyon düzeyimiz yapmak zorunda olduğumuz işlere ve yapmak istediğimiz işlere göre değişir. Ancak konsantrasyon düzeyimizi nasıl olursa olsun konsantre olmak öğrenilebilen bir beceridir. Konsantrasyon düzeyimizi yükseltmek için yapmamız gereken ilk şey uğraşacağımız işe ilişkin olarak kesin bir amaç belirlemektir. Öreğin bir hafta sonra olacağımız sınava çalışmak için yoğunlaşmak istiyorsak yapacağımız ilk şey o sınavdan kaç almak istediğimizi belirlemektir. Ancak belirlediğimiz hedefe ulaşmak için konsantre olmamız istek ve taleplerle gerçekleşmez. Konsantrasyon ,yeteneğimizi sürekli yüksek tutup geliştirebilmek, tam bir kararlılık ister. Bu kararlılığı arttırmak için bazı önerilerimiz var. Konsantrasyonu Arttırmak İçin Öneriler : Ders çalışmaya başlamadan önce bir süre dinlenin. Ders çalışırken kısa süreli aralar verin. Yaklaşık olarak 1 saat (dikkatinizi sürdürebilme gücünüze göre) ders çalıştıktan sonra çalışmaya devam etmeniz gerekiyorsa 10-15 dakika ara verin ve ders dışında bir şeyler yapın. Dikkat toplama egzersizleri yapın. Ders çalışırken belirli bir ara verme noktasına geldiğiniz zaman, ayağa kalkıp birkaç adım odanın içinde yürüyün, odanızın camını açıp odanızı havalandırın, gerinin ve birkaç derin nefes alın. Bu egzersizlerden sonra ders çalışmaya hemen geri dönün. Çalışmanızda çeşitliliğe yer verin. Uzun saatler boyu tek bir etkinlik yada ders üzerinde çalışmak yerine, bu zamanı bloklar halinde, değişik derslere ve konulara ayırın. Varsa, derse karşı olumsuz tutumunuzun nedenlerini araştırın ve bu tutumunuzun nedenlerini araştırın ve bu tutumunuzu değiştirin. Önce kısa bir süre içinde bitirilebilecek olan ödevleri bitirmeye gayret edin. Çalıştığınız konu ile ilgili ilginç ve değişik örnekler bularak konuyu ilginizi çekecek bir forma dönüştürün. İyi bir çalışma ortamı oluşturun. Dikkatinizi dağıtan nesneleri odanızdan çıkarın yada ders çalışırken göremeyeceğiniz bir bölüme alın. Her çalışma öncesi bir konuyu bitirmeyi hedefleyin ve o hedefe ulaşmaya çalışın. ETKİLİ ZAMAN YÖNETİMİ Zaman konusunda eşit davranılmış, herkese birgün içinde yirmi dört saat verilmiştir. Herkesin zamanı aynı olmasına rağmen aramızdaki en önemli fark zamanın kullanımıyla ilgilidir. İnsanoğlu, kendisine ayrılmış kısacık zamanı çoğu defa çarçur etmekte, geriye dönüşü olmayacağını bilmesine rağmen zamanı hiç bitmeyecekmiş gibi davranmaktadır. Oysaki zaman bir hazinedir bizim için ve çoğunlukla bu hazine şuursuzca israf edilmektedir. Zamanın en büyük düşmanı plansızlık/disiplinsizlik ve ona saygısızlıktır.birkaç saniyenizin bile boş şeylerle geçmesi için zamanınızı planlamalı ve o plana disiplin içinde uymalısınız. Bunun için çok güçlü bir iradeye sahip olmanız gerekir. Zamanın etkili kullanmak isteyen insan, iradesini diri tutmak zorundadır. Çünkü insanın içinde konuşan çok değişik arzu ve istekler, bu hazinenin yağma edilmesi için pek çok şeyler söyler. Bunların sizi ikna etmesi sonucu zamana saygısızlık başlar ve bu saygısızlık sizi hiç hoşlanmayacağınız sonuçlara götürür. Zamanı etkili kullanmamanın başında “bir iş yaptığını zannetme” yer alır. Bu zan insanda, çok iş yaptım artık dinlenmeliyim düşüncesi oluşturur. Halbuki hedefe ulaştıracak hiçbir iş yapılmamıştır. Ortada olumlu bir sonuç varsa sorun yoktur. Eğer ortada bir sonuç yoksa bu durum zamanı hırpalamaktan başka bir şey değildir. Zamanı etkili kullanmamanın diğer bir sebebi “parazit arkadaşlıklar” dır. Zamanı öldürmekten zevk duyan bu insanlar, bu cinayeti sanat haline getirmişlerdir. Ne yapıp edip böyle kişilerden uzak durmalısınız. Bu gibi arkadaşların sohbetlerinden, ziyaretlerinden geriye baş ağrısı ve yorgunluk kalır. Zamanı etkin kullanmanın, zamanın gücünden istifade etmenin ilk şartı güne erken başlayıp sorumluluklarınızı yerine getirmenin mutluluğu ile günü sonlandırabilirsiniz. Eğer zamanın önemini kavramakta güçlük çekiyor ve bunu önemsemiyorsanız, hedeflerinizi ancak ve ancak hayallerinizde seyredersiniz. Hayalleriniz amaçlarınız ve amaçlarınız eylemleriniz haline gelmedikçe hayallerinizin gerçekleşme imkanı yoktur. İçinde bulunduğunuz anı yeterince değerlendiremediğiniz zaman geleceği hakkıyla yaşama şansınız azalır. Çünkü her şeyi biriktirebilirsiniz ama zamanı biriktiremezsiniz, kendinizi de biriktirmezsiniz. Öyleyse yaşanmadan ertelenmiş günleri ileride yaşama ihtimaliniz yoktur. Benjamin Franklin: “Hayatınızı seviyorsanız, zamanınızı boşa harcamayın, çünkü hayat ondan ibarettir” diyor. Thomas Edison, dünyanın en önemli şeyinin zaman olduğunu söylüyor. Amerikalı Tıp adamı Dr.Fred Koening’in yaptığı bir araştırma, az uyuyanların, çok uyuyanlardan daha başarılı olduklarını ortaya koymaktadır. Einstein’e göre zaman bir boyuttur ve biz bu boyutta akıp gidiyoruz. Aşık Veysel’e göre de zaman iki kapılı bir handır. Menzile yetişmek için bu handa gündüz gece yol alıp gidiyoruz… Zaman bize, harcamak için hergün 86.400 saniye verir. Yapacağımız çalışmayı ya şimdi başlayıp yapacağız ki bu kazanmanın ta kendisidir. Ya da … Buna da ömür yetmez. Bazıları için zaman, fırsatın en yüksek düzeyde olduğu bir andır. Bazıları için sadece saniyeler, dakikalar,saatler ve yılların ölçüsüdür. Bazıları için de zaman saate hapsedilmiş veya takvime zincirlenmiş değildir. Onların başarılarını yöneten şey kararlılık ve heyecan duygusudur, saatler veya haftalar değil. Yaptıkları şeye kuvvetle inanırlar, manevi bir güç onları başarı hedeflerine doğru çeker. Kalplerini sevdikleri göreve adamışlardır ve işlerini tam bir kararlılıkla yaparlar. Yapmak, istediğiniz bazı şeyler için zamanınız olsun istiyorsanız, onları sadece günlük programımızda bir yerlere yetiştirmek zorundasınız. Uygun zamanın kendisini göstermesini beklerseniz, sonsuza kadar bekleyebilirsiniz. Zamanı iyi kullanmak isteyen öğrencilere bazı tavsiyeler: Bilgi vermeden ya da telefon etmeden bir arkadaşınızı ziyarete gitmeyiniz Zamanınızı çalacak kadar düşüncesiz ve bencil insanlardan sakınınız. Her gün hangi dersten kaç soru çözeceğiniz belirleyiniz. (ortalama 150-250 soru) Bugün hangi konuları çalışacağınız bir yere not ediniz. Her dersi düzenli olarak tekrar ediniz. Sınavda kullanacağınız zamanı düşünerek kendi başınıza yaptığınız ÖSS denemelerinde kendinize zaman vererek soruları çözünüz. Sınav esnasında çözemediğiniz soruları hem kitapçık üzerinde, hem de optik form üzerinde işaretleyiniz. Süreniz kalırsa özellikle bu soruları çözmeye çalışınız. Zaman ayır … Düşünmeye zaman ayırınız, o güç kaynağıdır. Oyuna zaman ayırın, o daima gençlik pınarıdır. Okumaya zaman ayırınız, o hikmetin temelidir. Cana yakın olmaya zaman ayırınız, o mutluluğa giden yoldur. Gülmeye zaman ayırınız o en iyi kolaylaştırıcıdır. Vermeye zaman ayırınız, hayat bencil olmak için çok kısadır. Çalışmaya zaman ayırınız, o başarının, fiyatıdır, fakat… Boşa harcamaya zaman ayırmayınız. SEVGİLERDE Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen,tutuk,saygılı… Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı Bitmeyen işler yüzünden (siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı Siz geniş zamanlar umuyordunuz. Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı. Gecelerde ve yalnız… Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı. “Behçet NECATİGİL” Asla Vazgeçme ! Gözlerini açtığında çölün tam ortasındaydı. Fidye için yanlış adamı kaçıran mafya, sanki intikam almak istercesine genç ve suçsuz adamı, çölün ortasında ölüme terk edip kaybolmuştu. İnanılır gibi değildi. Epeyce bir şaşkınlıktan sonra düşünmeye başladı genç adam. Aklına henüz 4. sınıfa giden on bir yaşındaki oğlu geldi. Oğlu uzaktaydı ve yaşadıkları kasaba da yapayalnızdı. Geçen yıl bir trafik kazasında karısını kaybetmişti. Oğlu için, onun geleceği için yaşamak zorunda olduğunu biliyordu. Bunları düşününce yüzünde bir intikam ifadesi oluştu. Bekle beni yavrum geliyorum, senin için yaşayacağım seni asla yalnız bırakmayacağım dedi… Güneşin battığı yöne doğru yürümeye başladı. Yürüdü,yürüdü,yürüdü… aç ve susuz tam üç gün yürüdü. Umutları bitmek üzereydi. Üç gündür bir vahaya ulaşamamıştı. Kararlıydı yavrusuna kavuşacaktı, vazgeçmemeye yemin etti. Yürüdü. Büyük bir inançla yürüdü. Susuzluktan çatlayan dudaklarından akan kanı eme eme yürüyordu. Birden muhteşem bir şey oldu ve bir vaha gördü, yaklaştı. Kurtuldum, geliyorum yavrum diye diye koşmaya başladı. Vahanın yanına geldi, su diye elini daldırdığı şeyin kavurucu sıcağı adeta bir serap tokatı savurdu adama. Lanet olsun dedi ve yürümeye devam etti. Kısa bir süre sonra yeniden bir vaha gördü. Ağaç,çiçek,su her şey vardı. Yine koştu bu seferki kesinlikle vahaydı. Ama yaklaştıkça çöl sağır edercesine yüksek sesle bağırdı: ben bu kadar cömert değilim, serap görüyorsun seraaap! Genç adam yılmadı yıkılmadı. Yine yürüdü. Oğlu biran bile çıkmıyordu aklından… tekrar bir vaha gördü, koştu koştu ve yüzüstü suya atladı. Ağzına dolan kumlar yine serap diye bağırdı. Hiç hali kalmamıştı ama her gördüğü vahaya koşuyordu her seferinde serap olsada… Artık beşinci günde bitmişti. Sürünerek gidiyordu oğluna, yeniden bir vaha gördü. Kumlara tutuna tutuna gitti. Bu kaçıncı seraptı Allah bilir. Hızı tamamen biten genç adama sürünemiyordu bile. Yeniden bir vaha gördü. Biraz daha gitti, biraz daha süründü. Güçlükle şunları mırıldandı: beni affet oğlum gelemiyorum. Biliyorum buda serap bir sonraki de. Elveda! Kendini güneşin eriten sıcağına bıraktı ve teslim oldu. Kısa bir süre sonra öldü. Ertesi gün aynı yerden bir kervan geçti. Kervanın kılavuzu genç adamın cesedini buldu ve şöyle seslendi: “Su içmeyi bırakında çabuk buraya gelin.burada bir ölü var.” Suya 10 metre kala susuzluktan ölmek ne acıdır, ama ölen bunu hiçbir zaman bilmez.
info@antalyaaci.com
ANTALYA AÇI DERSHANESİ -Ömer Melli İşhanı kat: 5 Tel: +90 242 244 77 99